‘İnsan Var İse Ölüm, Ölüm Var İse Diriliş Vardır.’

sezai_karakoc-dirilis

Yazar Ali Haydar Haksal’ın Üstad Sezai Karakoç’u anlattığı, eserleriyle beraber değerlendirdiği kitabının ismi Sezai Karakoç Eleğimsağmalarda Gökanıtı. Okuyucuların kitabı almadan evvel nasıl bir Sezai Karakoç’la karşılaşacakları daha isminden belli oluyor. Gökkuşaklarında bir Gökanıtı tanımlayaraktan “değer üstü değer” gibi kişiyi ulvîleştirerek kişi hakkında aşırıya kaçan yorum söz konusu. Yazar bir gazeteye verdiği söyleşisinde bir “vefa” borcu hissinde yazdığını belirtiyor:
“Yedi İklim’de zaman zaman makaleler yayınlıyorduk, bunlar büyük bir birikim oluşturdu. Bizim onlara bir vefa borcumuz var. Bugünün kuşakları bu düşünür ve yazarlarımızı yeterince tanımıyor, bilmiyor. Bu yüzden ister istemez biz Sezai Karakoç nasıl Mevlana’yı, Mehmet Akif’i yazmışsa, Necip Fazıl nasıl Hz. Ali’yi yazmışsa bu da bizim boynumuzun borcuydu.” (1)

Yazar “O hayatın mütevaziliğine yol alan bir başına bir derviş, kendi ruhunun velîsi” olarak tanımladığı üstadı “Sezai Karakoç, öz şiirin ruh damarında durur. Köklü bir soydandır o. Şiir akrabalığı farklı kanallardan gelse de, ruhu medeniyetimizin ruhudur. Bir yanıyla Hassan bin Sâbit’e, bir yanıyla Hızır’a ve asıl özü ve ruhuyla, Sevgililer Sevgilisine dayanır soyu.” (2) diye betimleyerekten üstadı ne kadar çok sevdiğini belirtmiş ve buna benzer aşırıya da kaçabilecek düzeyde anlatımlar için okuyucuyu kitabın başından itibaren hazırlıyor.

Sezai Karakoç hemen bütün eserlerinde şiir, öykü, deneme, piyes türlerinde aynı yolu izler. “Diriliş ruhlu” bir bakışı vardır üstadın. Bu büyük ve güçlü bir ruh eksenidir. Kara toprakları, kurak çölleri hayata döndüren nasıl ki su ise, Sezai Karakoç’ta yaşadığı yüzyılda “su” arayan gönüllere “diriliş” düşüncesiyle merhem olmuştur. Onun ruh dünyasında büyük medeniyet, yüce devlet ve uygarlığının özünü oluşturan bir bakış vardır. Bu bakış, onu medeniyet ruhunun merkezine dönüşün çabasıdır. Diriliş merkezli bakışta, yaşamakta olduğumuz yüzyılın getirdiği açmazları aşma ve bu açmazların çözülmesinde yeni, yepyeni bir ruh ile yendien dirilişi amaçlamakta. Diriliş onun ruh ve düşünce merkezini oluşturur. Diriliş düşüncesini yazar “Dirilişi imleyen, ışık olan ise peygamberlerdir. İnsanlığın umudunun olmadığı bir zamanda, yol göstericiler gelir, insanlığı karanlıktan çekip çıkarmaya çalışırlar. Kimi zaman başarılır, kimi zaman başarılmaz. Tarih bu öncüleri hep hayırla anar. Bunun için her çıkış, her doğuş diriliştir. Diriliş kavramı bir kavram olmaktan çıkar ve bir büyük bütünlüğü içerir” (3) diye ifade eder.

Diriliş imgesinin yeniden onunla şekillenişi, anlam kazanışı ve bir neslin oluşumunda elleriyle, ruhuyla ve teriyle yoğurduğu yüce bir düşüncenin doğuş süreci. Düşünmenin bile zor olduğu bir vakitte, düşünceleriyle bir diriliş öncüsü, bir tarih dönüşümünün kesitinde bir meydan eri. Kaynağını bulan bir toprak, akarını bulan bir su, tatlı bir esintiyle Edebiyat gizler taşımakta. Sezai Karakoç edebiyatı, ruhun edebiyatıdır. Sezai Karakoç’ta ruhun dirilişi diyebileceğimiz olgu, edebiyatımızın, düşüncemizin aslına dönüşüne bir çağrıdır. Yeryüzünün doğumunu ve dirilişin ruhunu asıl gösteren bir vurgu vardır Sezai Karakoç’ta.

Yazar Üstadı anlatırken karşılaştırmalara başvurduğu sırada anlamsız diyebileceğimiz tanımlamalar yapmış. Örneğin Mehmet Âkif’in Âsım Nesli için “ Yıkıntılar içinden çıkan, Batı ile Doğu arasında şaşkın gezinen biridir. Doğu ile Batı arasındaki ayrılıkların ya da Batı düşüncesinin ne olduğunun farkında değildir.” Sezai Karakoç’un Taha’sı içinde en başta ismini Kur’an’dan aldığını, sanki Âsım’ın sorumluluğu yokmuş gibi onun ötesinde bilinci ve sorumluluğu olduğunu kıyas ederek belirtmiş. Yazar ki Sezai Karakoç’u Mehmet Akif’ten sonra yeni neslin en büyük temsilcisi ilân ettiğini belirtirken diğer yandan hem şahsi, hem de oluşturdukları karakterler üzerinden gereksiz, anlamsız ve şartları farklı olduğu için haksız karşılaştırmalara başvurmuş. Üstadı övmek için bırakın Mehmet Akif’i, bir başkasını dâhi yermeye gerek yok bence. Yazar Taha – Asım karşılaştırması (çekiştirmesi) sonrası Sezai Karakoç’la Mehmet Akif’i mukayese etmiş. Hepimiz biliriz ki tarihte eserleriyle hayatı örtüşen çok az yazar vardır fakat sadece Sezai Karakoç yoktur. Evet! Yanlış duymadınız! Yazara göre hayatıyla eserleri tetabuk eden “sadece” Sezai Karakoç’tur. Gökkuşağı yapılmış birinin ayrıca bir Gökanıtı’na ihtiyacı yoktur. İnsanları ulaşılmaz derecede ulvîleştirmenin hiçbir anlamı, gerekçesi olamaz ki sevdiğiniz kişiye yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir. Kanaatimce Sezai Karakoç’u eserlerini, yaşantısını, düşüncesini ve diriliş’ini övgüde “aşırıya” kaçırılarak anlatılması kendisinin yaşamış olduğu en üst düzey derecesindeki mütevâzi yaşantısına ağır gelen bir durum olarak gözükür.

Üstad Sezai Karakoç’un Monna Rosa şiirinin önemli özelliği yıllarca el altından, fotokopileri üretilerek elden ele dolaşması, efsaneleşmiş olmasıdır. Monna Rosa önemli bir yanı da maddeci anlayışın ve şiirsizliğin yoğun olduğu bir dönem sonrasında ortaya çıkmasıdır. 1952 – 1953 yılları arasında şiirin yayımlanmış olması gözden kaçırılmamalıdır. Monna Rosa, Sezai Karakoç şiirinin hem bir başlangıcıdır, hem de Türk şiirinin dönüşümüdür diye belirtir yazar.

Yazar Sezai Karakoç’un kişiliğini, eserlerini ve çalışmalarını iyi tahlil etmiş. Sezai Karakoç’u anlamak için eserlerini okuyanlara iyi tasvir etmiş. Üstad Sezai Karakoç’un şairliğini, eserlerini, düşüncesini, Taha’sını, Hızır’la Kırk Saat’ini, Ruhun Dirilişi’ni, Yitik Cennet’ini oldukça iyi açıklamalarla, betimlemelerle, tasvirlerle anlatmış. Fakat kitabın isminin hakkını verecek şekilde anlatımının olması kalitesine biraz gölge düşürüyor. Üstadı anlamak isteyenlere güzel bir kitap.
Yakın zamanda büyük bir hastalık atlatan Ali Haydar Haksal Hocamıza geçmiş olsun diler, Allah’tan ömrünü hayr üzere kılmasını temenni ederim.

(1.) Yenişafak Gazetesi, YAYIN TARİHİ: 26.06.2011
(2.) Syf12
(3.) Syf 16

 Serkan Sevinç

[Şehrengiz Dergisi 10.sayı / kasım-aralık 2011]

Bir önceki yazımız olan Diriliş Sevdası ve Sezai Karakoç başlıklı makalemizde sezai karakoç kimdir, sezai karakoç kitapları ve sezai karakoç şiirleri hakkında bilgiler verilmektedir.

This entry was posted in Hakkında Yazılanlar, İncelemeler and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>