Meryem’den Judy Garland’a SEZAİ KARAKOÇ Şiirinde ‘KADIN’

sezai karakoc

Sezai Karakoç ve kadın denildiğinde akla ilk gelen Monna Rosa şiiri ve bu şiirin farklı rivayetlerle anılan hikayesidir. Sezai Karakoç’un kadına dair bağımsız şiirleri bulunmakla birlikte salt kadınla alakalı olmayan birçok şiirinde de kadınlardan bahseden mısralar yazmıştır.

Karakoç’un şiirlerinde Monna Rosa dışında bazı özel kadın isimleri yer alır. Kur’an’da Allah’ın överek bahsettiği kadınlardan Meryem, şiirlerinde en çok kullandığı isimlerden biridir.
‘ Akşam kente bir meryem gibi girer
Bir çocuk kutsal bir çocuk doğurur.›

Karakoç’un Meryem karakterinde öne çıkararak aktardığı özellikler; Masumluk ve Annelik’tir.
‘Yankı yapan kutlu kadın muştu sana
Bir meleğin sözünden hamile kalan
kutlu kadın’

Sezai Karakoç’un şiirlerinde Meryem,kadınlar için bir örnek teşkil eder, arzulanan özelliklere sahip her kadın Meryem olarak tanımlanabilir. Meryem bir kadının son ulaştığı mertebe olarak görülebilir.
‘Birden gün doğmuştu sanki
İki güneş dört aydede
Birden doğmuştu sanki
İşte o vakit kadınlar belirdi
Hepsinin adı Meryem’di
İlk defa evlendiler bizimle
Daha çok gittik
Ama nasıl anlatayım
Ötesini’ (1)

Sezai Karakoç’u aşk yanıyla büyüleyerek şiirlerinde yer alan bir diğer isim ise efsanevi bir aşk hikayesinde yer alan Leyla’dır. Sezai Karakoç bir kitabını sadece bu efsane aşka ayırmış ve Leyla ve Mecnun’un aşkını kendi kelimeleriyle okuyucuya aktarmıştır. Aslında dizelerde Leyla pasif bir sevicidir, aşk ile yanıp kavrulurken dahi bir başkasıyla evlenmekten kurtaramamıştır kendisini.
‘Bir de bakalım Leyla köşesine
Aşkın kadın adlı penceresinden
Bırakmıştı kendini yazılmış olana
Susmak ve konuşmamak denen cana
Evlenmişti ve görünüşte mutlu’ (2)

Düşünceler içerisinde kıvranan Leyla’nın başka bir aleme geçerek Mecnun ile buluştuğunu zikreder mısralarında. Bu aşkta kadın ve erkek fani dünyada aşklarına kavuşamazlar ve beşeri aşktan ilahi aşka geçerler. Sezai Karakoç düşüncesinde önemli bir yeri olan fena fillah ile ruhlar Allah’ta buluşur.
‘Fakat sonradan duruldu Leyla
Tevekkülle huzuru buldu Leyla
Ruhta kopan fırtınalar dindi
Gökten gönle sükunet indi
Anladı ki acı tatlı soğuk sıcak
Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve
kavuşmak
Hep aynı varoluşun dönüşümleri
Aydınlanışımları ve sönüşümleri
Herşey havada döner durur
Sonunda Tanrı varlığında yok olur
Ruh hürdür vücut esir
Ruh baldır beden zehir
Ruh hürdür Tanrı aşkıyla
Bağlı değil yer ve zaman kaydıyla
Farketmez gelse gelmese Kays O’na
Gitse gitmese O’na Leyla
Tanrı katında buluşmuşlardır
Hakikat yurduna kavuşmuşlardır’

Bazen Leyla sadece sevgiliye adanmış bir taltif kelimesidir. Leyla sevgilinin kendisidir.
‘Taşların ortasında Leyla’nın gözleri
Leyla köşe köşe göz göz şiirin
ortasında
Ben Leyla’yı bulduğumdan yahut
kaybettiğimden beri
Leyla ya o adamın bardağında ya o
dağın ortasında’

Meryem ve Leyla dışında kullandığı birçok kadın ismi vardır; Şehrazat, Gülce, Fahriye, Lili, Balkıs, Salome, Asiye bunlardandır.

Şiirlerinde görülür ki, Karakoç’a göre kadını yücelten konum anneliktir. Doğurgan kadınları öven birçok mısrası vardır. Kadınları en çok konumladığı vasıflar ise; annelik, gelinlik, genç kızlık, gebelik, bakirelik gibi şeylerdir. Bunun dışında; sultan, cariye, genelev kadınları, kısır kadınlar, çingene kadınları, yoksul kadınlar, fakir kadınlar, ev kadınları, çamaşır yıkayan kadınlar olarak da vasıflandırmış veya tanımlamıştır. Kadını nadiren de olsa salt bir şahsiyet/karakter olarak ele almışlığı da vardır.
‘Hangi köşesinde huzur o köşede sen
Hangi köşesinde yeni çağlara uygun
odalar
Ben bölünmez bir şairsem
Sen bölünmez bir anne
Bir çeşme’ (3)

‘Zülküfül bana dedi
Yeraltında sesim var
Zülküfül bana dedi
Doğuranlar bendendir
Ana sesi bendendir
Örtülü ödeneğimdir ocak’ (4)

‘Bir kadını al onu yont yont anne
olsun
Her kadın acıma anıtı bir anne olsun
Çocuklara açılan mavi kırmızı pencere
anne’
*
Çul ve su
Dağ suları dereler koyun çiçekleri
Yalnız erkekler çarşıda ve yosun
tutmuş hastalar yataklara bağlı
Bir bahar boyu yıkar kasarlardı
kadınlar kızlar çamaşırları
Çık arı sudan ey el değmemiş boya
Kasabaya inmemiş yani ölmemiş boya
Ey bakire su kasar yapan
Meryemlerinle
Işığa bakan ışıklı kızların gölgesini
Suya iten biz çocuk İsalarınla
Seni andım ve ölmedim’ (5)

Karakoç şiirlerinde kadını islami mücadele içerisinde etkin bir faktör olarak zikretmemiştir. Ona biçtiği vasıflar genellikle erkekle birlikte kazandığı şeylerdir. Böyle düşünmemizdeki asıl sebep ise şiirlerinde erkekler için; koca-eş, baba, dede, damat, kısırlık gibi vasıfları etkin bir şekilde kullanmamış olmasındandır.

Sezai Karakoç şiirlerinde kadın karakterlerin tanımlanırken yeşil gözler ve altın saçlar ile tanımlanması farkedilir bir oranda zikredilir.
‘Bir lamba yanıyor hafif ve sarı,
Açıyor elini göğe bir kadın.
Uzuyor, uzuyor altın saçları
Uğrunda ölünen güzel kızların..
*
Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı
Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları
Sızıyor bir kapı aralığından;
Lambalar yanıyor hafif ve sarı.’ (6)

Diğer yandan şiirleri okurken karşıma çıkan yabancı kadın isimlerini şaşırarak okuduğumda isimler üzerinden batının kadın anlayışını ve batılı kadınları bazen eleştirmiş, bazen de sadece o isimleri anmakla kalmış olduğunu gördüm. Şiirlerinde kullandığı bu isimler ise; Madonna, Matmazel Niko, Judy Garland, Eleni, Truvalı Helen, Afrodit’tir.
‘Bizim içtiğimiz çay da çaydır
Çarpık dudaklı ezik gözlü allı mavili
çaylar
Vadilerden renkli yağmurlar gibi gelir
İçtiğimiz çay
Dans eden bir kadının ayak bilekleri
gibidir
Judy Garland gibi çay
Kan gibi çay’ (7)

‘Hani sizin şu kurabiye yüzlü bir
bayanınız var ya
Beyaz ve yumuşak
Hani tepesinde ikisi kısa biri uzun üç
tüy var
Onu siz başka yerlerden
getiriyordunuz
Sayın bayanınızın gözleri çakmak
çakmak yanıyordu
Siz ötekini Bay Yabancı gizli gizli
öpüyordunuz
*
Annem o kadına şeytan diyor
Bizim kediler de ona tuhaf tuhaf
bakıyorlar
Siz şeytanı galiba çok seviyorsunuz
Bay Yabancı
Siz şeytanı niçin bu kadar çok
öpüyorsunuz
Kabul ediyorum sizinki bizimkinden
daha güzel
Ama bizimki sizinkinden daha efendi
daha utangaç ‘

Sezai Karakoç bu dizelerde meşhur bir aktristi anlatıyormuş gibi, onun bir filmini izliyormuşçasına, şiirinin devamında da söylediği gibi 10 yaşında bir çocuk farkındalığı ile sevgilisini aldatan batılıyı tarif ediyor, bir de bunları annesine anlattığında öyle konuşmasının ayıplandığı ve annesinin adamın öptüğü kadını şeytan olarak nitelediğini dile getirir. Sezai Karakoç devam eden dizelerde ise adamın öptüğü kadınının kendi kadınlarından daha güzel olduğunu itiraf ediyor fakat ahlaki açıdan ise bizimkisi daha utangaçtır daha efendidir, onu hiç görmedim diyor. Mustafa Kutlu’nun hikayelerinden birinde değindiği gibi, Sezai Karakoç da sanki sevmediklerine Bay(ım)/Bayan diye sesleniyor. Yabancı bay ve bayanı şapkaları ile bütünlüyor, şapkalarını da alıp gitmelerini istiyor.

Modern anlayışla birlikte kadınların öncekine oranla değişen üstün konumlarının onlara mutluluk vermediğini ve özgürlük anlayışını, modernitenin kadına verdiği yeni konumu ara ara eleştiriyor dizelerinde.
‘Ey Yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana
öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey
öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu
olamadığı
Günlere geldim bunu bana
öğretmediniz’ (8)

Modernite’nin kadını evden çıkarmakla, annelikten çıkarmakla birlikte ‘evin ölümü’nün böylece gerçekleştiğini ve ailenin dağıldığını dile getiriyor:
‘İlerlerken lanetliyor her biri kendisini
Öldü anne ve mutfaklar kilitlendi
Kilerler boşaltıldı farelerce
Anne gitti ve evler döndü yazlık
otellere
Anne gitti ve sular buruştu testilerde
Artık çamaşırlar yıkansa da hep
kirlidir
Herkes salonda toplansa da kimse
evde değildir
Bir vakitler anne açarken kapıyı
Şimdi kimse yok kapayacak kapıyı
Anne gitti ve açıklandı ki
Yarasalar da incir buğusu gibi birşeydi’
(9)

‘Ve o kadınlar nereye gittiler
Anne olan sevgili olan o kadınlar
Çocuklarının üzerine titreyen
Kirpiklerinde hep aynı
Sevgi ve merhamet ışığı
O kadınlar gökyüzüne mi çekildiler
Eleğimsağmalara mı göçtüler’ (10)

Şiirlerinde artık kadınların erkekler gibi olmaya başladığını, erkeklerin kötü alışkanlıklarına özentili bir kadın topluluğunun sel gibi aktığını, kapitalizm ve komünizm’in öğretileri ile şiddete ve öldürmeye meyyal ve kendi fıtratından uzak bir kadın güruhunun varlığını dile getiriyor. Ama bundan dolayı umutsuzluğa kapılmadan tekrar o giden anne ve sevgililerin geri döneceklerini dünya ve ahiret macerasının yeniden devam edeceğini söylüyor.

Karakoç anne’nin sütünü özel olarak değerlendirerek şiirlerinde ona farklı bir yer biçmiştir. Süt, çocuğun idealidir, arzuladığı yegane hayat biçimidir.
‘Ve çocuk öz annesinin süt ve
memesinde
Görmektedir gerçekleştiğini düşlediği
alemin’

Sezai Karakoç şiirlerinde kadın, hayatın her alanında var olduğu gerçekliği satırlarda yer almıştır. Daha çok dikkatimizi çeken ise (doğal olarak değerlen-direbileceğimiz) Şaire göre konumlanan bir kadın algısının satırlara yansımasıdır.

1) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Hızırla Kırk Saat, 1o numaralı şiir
2) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Leyla İle Mecnun, Leyla köşesi şiiri
3) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Şahdamar, Köşe (5)
4) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Hızırla Kırk Saat, 8 numaralı şiir
5) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Köpük şiiri
6) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Monna Rosa, Ölüm ve Çerçeveler şiirinden
7) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Şahdamar, Çay şiiri
8) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Hızırla Kırk Saat, 2 numaralı şiir
9) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Taha’nın Kitabı, Evin Ölümü şiiri
10) Sezai Karakoç, Gündoğmadan (toplu şiirler), Alınyazısı Saati, 6 numaralı şiir

 nebiye arı

[ŞEHRENGİZ DERGİSİ 10.sayı / kasım-aralık 2011]

Bir önceki yazımız olan 'İnsan Var İse Ölüm, Ölüm Var İse Diriliş Vardır.' başlıklı makalemizde sezai karakoç kimdir, sezai karakoç kitapları ve sezai karakoç şiirleri hakkında bilgiler verilmektedir.

This entry was posted in Hakkında Yazılanlar, İncelemeler and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>