Sezai Karakoç’’tan oruç kitabı: ‘Samanyolunda Ziyafet’

sezai-karakoc

Düşüncenin sanatla atbaşı gittiği, birbirine geçip etkilediği, karşılıklı değer yarattığı, gelip geçen zaman içinde sürekli diri kalan hakikat ruhunu sezip yazıyla ölümsüzleştirdiği,

fikrin kalıptan sıyrılıp büsbütün öz olduğu, insanı, inanmanın kutlu atmosferinde elinden tutup bir kılavuz gibi dolaştırdığı, duyuşun ve tefekkürün en yalın keskinlikle ifadesini bulduğu yazılar toplamıyla karşı karşıyayız.

Sezai Karakoç, kırk küsur yıllık fikir ve sanat hayatı boyunca, sürekli diri kalabilmiş ender bir fikir ve sanat eridir. Bugün bir Sezai Karakoç külliyatından söz edebiliyorsak ve bu külliyatın görünür görünmez tesirlerini zamanın yüzünden gururla okuyabiliyorsak, gelecek için umuttan söz açabiliriz. O umudun anahtarı, “Samanyolunda Ziyafet” kitabının satırları arasında bütün mütevazılığıyla ışıyıp duruyor. Kulak vermek ve gönlün istikametini ona yöneltmek yeterlidir. Bir şiirinde “bir insanı al, onu çöz çöz çocuk olsun” demişti. Aynı duyarlılığın keskinliğiyle, orucun, çocuk ruhunda açtığı derin etkiyi, insanın en saf çağıyla yorumlamanın yanında, buluğ çağına atıfta bulunur ve benzeri görülmeyen keskinlikte bir görüş geliştirir. Ona göre “oruç ve namaz; buluğ çağından çıkarken, çocukluktaki babadan, normal babaya geçişi, “metafizik” bir planda tutarak, çocuğun büyük bir sarsıntı geçirmesini önler. Çocuk, gelecekte kurulacak toplum sitesinin sağlam ve sağlıklı bireyi olmanın moral eğitimini böylece almış da olur. Kitapta şahsi tecrübenin izleriyle zenginleşmiş derinlikli açılımlarla beraber, asıl olarak düşünce tarihimizin en orijinal tanımlarından birisini de yapar kitaptaki yazılardan birinde. “Oruç da Acıkır” başlıklı o enfes yazıda, manevi ve soyut bir dinamiği yaratıcı bir bakışla özneleştirmiştir Sezai Karakoç. Bu orijinallik, sağlam bir inanca dayanmakla birlikte, sanatçı ruhun öznelliğidir de. Kavramları kendi kabuklarının tabiatında zaten var olagelen görüntülerinin ötesine çıkararak, onu yeniden dönüştürmek ve çağına armağan etmek böylesi has kalemlere özgü bir tutum olabilir. Öte yandan orucu “ibadetlerin yatağı” olarak değerlendirirken insanın ve toplumun manevi yoğunlaşmasına ve bu yoğunlaşmanın beraberinde getirdiği yenilenme bilincine ışık tutulmakta, tabiata paralel olarak, ortalama insan ömrü süresince, her mevsim orucun yaşanmasına vurgu yapılmakta ve zaman ve tabiatla sağlanan metafizik bütünleşmeden bahsedilmektedir. Bu, oruç yoluyla bir tür eğitilme ve olgunlaşma hamlesidir. Yazar bunun üzerine hep düşünmeye çağırır bizi.

Bu kadarla değil elbet, oruç onun gözünde “düşünce, edebiyat, politika, hayat tarzı, dünya ve ölüme bakış açısı, yoksulluktan kurtuluş alanında, kısacası bütün alanlarda, kendi medeniyetimizin cevabını arayacak ve bulacak şahsiyetten haber getiren ilk tarih saati, hesap saati, kitap saati”dir. Böylelikle oruç, bedenin ve ruhun bir pasiflik dönemi olmaktan sıyrılıp hepten bütün yücelme imkanlarına kavuştuğu ve ferdin kendisinden çıkarak insana ve topluma yöneldiği yeni bir diriliş kapısıdır.

Oruca, milletimizin zaman içinde kazandırdığı aktüalite zenginliği yeniden hatırlanır. Bu takdirle yad edilir. Öte yandan, Kadir Gecesi, orucun gidişi, bayram gibi kavramlar Sezai Karakoç’un üzerine sürekli düşündüğü meseleler olmuştur. Nitekim, kitaptaki yazıları kronolojik sırayla okuduğumuzda hissedeceğimiz ortak bir şuurdan bahsedilebilir. Yazar bize kendi tecrübelerini de aynı şuurun ekseninden aktarır. Yazıyı yazarken bizzat onu yaşar. Dışarıda seyirci değil, iftara uzanan el, Kur’an sayfalarını takip eden göz, saf tutmuş mümin, yol gösteren önder konumundadır. Bu yüzden kitabı, geliştirilen yorumlarla aydınlanma, okuma zevkiyle gönenme, çağdaş bir entelektüelin perspektifinden kavramları özgün yönleriyle yeniden algılama, şükredip silkinme, inancı ve değerlerini sevip sahiplenme yanında, Peygamber’den gelen manevi halkaya katılmış bir mümin olmanın huzuruyla da okumalı. Bunu hissetmeli, hissedebilmeli. ‘Samanyolunda Ziyafet’ kitabını okurken diri düşünce yanında oruçla yumuşamış bir gönül huzuru ve tutarlılığını da bulacak okur.

 

 

Ömer Erdem

Kaynak: www.zaman.com.tr

www.sezaikarakoc.net

Bir önceki yazımız olan Sezai Karakoç ve Şiiri başlıklı makalemizde sezai karakoç, sezai karakoç hakkında yazılanlar ve sezai karakoç ve şiiri hakkında bilgiler verilmektedir.

This entry was posted in Hakkında Yazılanlar and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>