“Sezai Karakoç ve Millet Kavramı“

sezai-karakoc-mona-roza

Mimar ve Mühendisler Grubu tarafından düzenlenen ‘’Bizbize Konuşmalar’’ programı çerçevesinde Türk edebi ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Sezai Karakoç’u yad etmek amacı ile gerçekleştirilen etkinliğe konuşmacı olarak katılan Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Osman Sarı; Sezai Karakoç ‘un çok yönlü bir kişilik olup, yaşayan en büyük Türk şairi olduğunu söyledi.

YAĞMUR DUASI

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Bir yağmur bilirim bir de kaldırım
Biri damla damla alnıma düşer
Diğerinde durup göğe bakarım
Ne şehir ne deniz kokan gemiler
Bir yağmur bilirim bir de kaldırım

Sezai KARAKOÇ

MMG Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya MMG Genel Başkanı Avni Çebi’nin yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Osman Arı, Genel Sekreter Özkan Mustafa Küçükkural ile üyeler ve misafirler katıldı. Türk edebi dünyasının önemli isimlerinden biri olan Sezai Karakoç’un yad edildiği ‘’Bizbize Konuşmalar’’ programına konuşmacı olarak katılan Osman Sarı; ‘’Türk edebiyatının önemli üstatlarından biride Sezai Karakoç’tur. Kendisi Necip Fazıl üstatla birlikte önemli eserlere imza atmıştır. Bu önemli değerleri saygı ile yad etmeli, hatta hayattayken Sezai Karakoç üstadımızı ziyaret edip unutmadığımızı göstermeliyiz. Bu tür toplantılarla kendisini unutmadığımızı göstermekte eminim kendisini mutlu etmektedir’’ dedi. Sezai Karakoç’un kendisine hocalık yaptığını belirten Sarı; ’’Kendisinin bu tarz toplantılara başlarken bir adeti vardır. Bende onun yaptığı gibi bu vatanı bizlere bırakan atalarımızı yad etmek isterim. Eğer onlar olmasaydı bu güzel vatan olmayacaktı, özgürlüğümüz, dinimiz hatta neslimiz olmayacaktı.  O yüzden atalarımızı unutmamalı ve saygıyla yad etmeliyiz.’’
Konuşmasına Hz. Mevlana’dan bir şiirle başlayan Osman Sarı; ‘’Bu toplantı vesilesi ile öncelikle Mevlana Hazretlerini bir şiirle yad etmek istiyorum. Mevlana Hz. Diyor ki;

Sevilmek istiyorsan sevgili ile kavga etme,
Tacir olmak istiyorsan alıcı ile kavga etme,
Aya kavuşmak istiyorsan korkma geceden,
Gül koklamak istiyorsan dikenle kavga etme.

Böylece hem Mevlana Hz. Anmış, hem de Sezai hocanın geleneğini yaşatmış olduk’’ dedi.

Sezai Karakoç’un çok yönlü bir kişilik olduğunu ifade eden Osman Sarı; ‘’Üstat bir yandan çok büyük bir şairdir. Hatta bana göre şu anda yaşayan en büyük Türk şairidir. Ayni zamanda da büyük bir düşünürdür.  Düşünürlük tarafı bence şiir tarafından perdelendiği için fazlaca görünmemektedir. Özellikle gençlerimiz Sezai Karakoç’u bir kaç şiirden ibaretmiş gibi görüp diğer eserlerini görmezden gelmektedirler. Bir çiçekten bal alan arı gibi olmamalıyız. Diğer tatlardan da faydalanmamız gerekir.  Şairin büyük bir düşünür olduğunu, hatta düşünür yönünün çok daha etkin olduğunu görmemiz gerekir’’ dedi. Sezai Karakoç’un dünya görüşünü kendi sözleriyle çok güzel ifade ettiğini söyleyen Sarı; ‘’Sezai Karakoç bir gazeteye verdiği mülakatta benim şiirlerim dünya görüşümün, idealimin ve davamın yansımasıdır. Dünya görüşümü nesirle ifade etmeye çalıştım. Ayrıca şiir ile de ifade etmeye çalıştım. Ben şiir yazmışsam, davamı daha iyi ortaya koymak ve daha farklı kesimlere anlatabilmek için yazmışımdır, diyor.’’

Sezai Karakoç’un eserlerinde İslami felsefeyi farklı bir üslup ile yansıttığını belirten Osman Sarı; ‘’Müslümanlığın buram buram tüttüğü Hızırla Kırk Saat eserinde üstat dinimizi, peygamberimizi ve dinin tüm kavramlarını şimdiye kadar görülmemiş bir üslupla anlatmıştır. Eserde 30 ile 40 saat arasında bir yerde Peygamberimizin hicretini öyle bir üslupla anlatmaktadır ki dini değerlerimizi şiire öylesine güzel aktarmıştır ki hayranlık duymamak imkansızdır. Üstat şiirleri ile nesirlerini birbirine tamamlayıcı olarak yazmıştır. O sebeple üstadı anlamak için sadece bir kaç eserine tekrar tekrar bakmak yerine eserlerinde ayrım yapmadan okumak gerekir.’’ Üstadın siyasi kimliğinin de bulunduğunu ifade eden Sarı; ‘’Bir diğer yanı da siyaset adamlığıdır üstadın. Hele bu yönünü hiç ön plana çıkarılmamaktır. Üstat toplumları yalanlarla kandırıp etrafında toplayarak siyaset yapmamıştır. O siyaseti, topluma, değerlerini, ideallerini ve millet kavramını unutturmamak ve bunları en iyi şekilde nasıl yaşamamız gerektiğini anlatmak için seçmiştir. Ancak kamuoyunda böylesi değerli bir şahsın görüşleri, nasıl olsa kitlesi yok, bundan bir şey olmaz diyerek yok sayılmaktadır. Maalesef ülkemizin yetiştirdiği bir değerin yok sayılması bana büyük bir acı vermektedir. Oysaki Sezai Karakoç hem siyasi İslamın hem de toplumsal İslamın esaslarını ve ilkelerini belirlemiştir. Bunu partisinin tüzüğünde de, siyasal yazılarında da rahatlıkla görebiliriz.`’ Devlet kavramından söz edebilmek için öncelikli kavramların tamamlanmış olması gerektiğini söyleyen Osman Sarı; ‘’Bir devletin devlet olabilmesi için üç unsurun yerine getirilmesi gerekir. Birincisi insan unsuru yani millet, ikincisi coğrafi unsur yani toprak, üçüncüsü egemenlik unsuru yani özgürlüktür. Başka unsurları da saymamız mümkündür ancak bu üç unsurun tamam olması şarttır. Türkiye’de millet ve toprak var ancak egemenliğimizin olup olmadığını tartışmak zorundayız.’’ Türkiye’nin egemenliğinin esaret altında olduğunu ifade eden Sarı; ‘’Sen büyük devletim diyorsun ama başka devletlerin üstlerini ve askeri unsurlarını kendi topraklarında barındırıyorsun. Bunların buralarda olmasının gerekliliğini, ülkemize faydasını anlatabilmenin imkanı varmıdır? Biz gerçekten egemen bir ülkemiyiz? sorusunu sormaya gerçekten ihtiyacımız var’’ dedi.

Sezai Karakoç’un devlet olma kavramları konusunda yazdığı yazılarla yol gösterici bir kişilik olduğunu belirten Osman Sarı; ‘’Bu kavramları sorgulamamız için bizlere yol gösteren Sezai Karakoç, Türkiye’de devlet ve toplum üzerine önemli yazıları olan bir düşünce insanı ve siyasal İslamın bir teorisyeni konumundadır. Üstat siyasal yazıları ile sırf ülke siyasetini değil tüm dünya siyasetini ve dünyanın gidişatını en doğru şekilde tanımlamaktadır. Üstadın bu görüşlerini ilk çıkardığı dergiden son yazdığı nesirlere kadar yansıttığını görebilmekteyiz.’’ Sezai Karakoç’un felsefi bir düşünce adamı olduğunu söyleyen Sarı; ‘’Bir konu hakkında görüşünü açıklarken, kendi düşüncesinin yanında konunun felsefi ve tarihi yönünü irdeleyerek görüşünü ortaya koyar. Keşke üstat gibi onlarca isim olsaydı da düşünce ve felsefi dünyamız zenginlik kazanabilseydi. Üstat ‘’Diriliş Ekolü’’ diye bir ekolü savunmuş ve ortaya koymuştur. Bu ekolü topluma kazandırabilmek için neredeyse tek başına mücadele etmiştir. Üstadın tüm eserlerinde Toplum, İslam ve Kuran baş unsurlarıdır. Bizler bu felsefi ekole sahip çıkmamız gerekirken üstadımızı neredeyse yalnız bırakmışızdır. Sizlerden istirhamım kendisini ziyaret edip ona yalnız olmadığımızı göstermenizdir’’ dedi.

Sezai Karakoç’un Türk dünyasına eserleri ile yön veren üç kişi hakkında kitap yazdığını belirten Osman Sarı; ‘’Bunlardan birincisi Mevlana Hz., ikincisi Yunus Emre ve üçüncüsü de Mehmet Akif Ersoy’dur. Bu yazılarında ve şiirlerinde üstadın hümanist kişiliğini ve felsefi düşüncelerini aşikar bir şekilde görebilmemiz mümkündür. Özellikle üstadın Leyla ile Mecnun şiirinde bu yapıyı açıkça görebilmemiz mümkündür. Sezai Karakoç’un millet anlayışına da değinen Sarı; ‘’Üstadın millet kavramında Türk, Kürt, Çerkez veya Çeçen gibi bir ayrım bulunmamaktadır. Üstat millet kavramında cumhuriyet döneminde dayatılmaya çalışılan ırk-millet kavramını reddetmiştir’’ dedi.

Sezai Karakoç’un millet kavramında ırkçılığın yeri olmadığını söyleyen Osman Sarı; ‘’Ona göre Türklük bir ırk kavramı olup millet kavramı ile bağdaşmamaktadır. Üstat bizim medeniyetimizin kavramının ırkçılık olmadığını savunmuştur. Dinimizin ve peygamberimizin getirdiği millet kavramı da bu değildir. Bu ırkçı dayatma kavramı batılılaşmanın topluma yansımasıdır.’’ Osmanlı Devleti zamanında koca bir imparatorluğun ırk ayrımı yapılmadan yönetildiğini ifade eden Sarı; ‘’Biz Osmanlıda öylesine bir birlik ve bütünlük içerisindeydik ki böylesi bir ırkçı millet kavramına gerek bile duymamıştı. Osmanlıda Kafkaslardan Afrika’ya ve Arabistan’a kadar oluşturulan çatı toplumu bir arada tutmak için yeterli olmuş herhangi bir millet kavramına gerek duyulmamıştır. Oysa cumhuriyet dönemindeki batılılaşma felsefesi topluma bir millet kavramı dayatmasını gerekli görmüştür. Üstada göre millet dini değerler etrafında toplanan, bir arada yaşama felsefesini kavramış toplumlardır. Tekrar eski millet çatısı altında bir arada yaşayabilmek için öncelikle ırkçı söylemlerden kurtulup dini değerlerimiz etrafında kenetlenmemiz ve İslami yaşam felsefemizi tekrar hayata geçirmemiz gerekir’’ dedi.

kaynak: web1.mmg.org.tr

Bir önceki yazımız olan Sezai Karakoç'u anlamak başlıklı makalemizde sezai karakoç kimdir, sezai karakoç kitapları ve sezai karakoç şiirleri hakkında bilgiler verilmektedir.

This entry was posted in İncelemeler and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>